26 Kasım 2012 Pazartesi
Doğmamış Çocuğa Mektup...
Doğmamış çocuğuna mektuplar yazan kadınlar tanımıştım...Komik gelirdi bana hep...Manasız ve fazla duygusal...
Ben duygularıyla yaşayan biri olmadım olmayacaktım...en acıklı sahnelerde bile gülünecek bir şey bulur,ağlayan göz yaşı döken içlenen onca insana inat ben hep gülerdim...
Bencildim ben birazda,kimseyi kendimden çok sevemem derdim...Sevmezdim...
Fedakarlık yapma zorunluluğunu kabul etmezdim,istemediğim hiçbirşeyi bana kimse yaptıramaz derdim...Yapmazdım...
Hep hoyrattım...
Sinirlendiğimde fırtınalar kopartır,sağımı solumu dağıtır,ardımda bir enkaz bırakır çeker giderdim...Kimselere bağlanamazdım...
Çocuk sahibi olmak bana göre değil sanırdım,ben bu dünyaya gezmeye tozmaya hayatımı yaşamaya geldim der,tek bir gelecek planı dahi yapmazdım...
Ne eğitimim ne işim ne ilişkilerim ne de evliliklerim planlı olmadı benim...İstanbul'dan kaçmak istedim Bursa'ya gittim okumaya,okuduğum bölümü sevmedim başka işler yarattım kendime birini sevdim evlendim,sevmediğim gün ayrıldım tekrar aşık oldum tekrar sıkıldım tekrar sevdim tekrar ayrıldım ve tekrar evlendim...
Hiç birinde tek bir plan bile yapmadım...
Ama kadınların biyolojik saatlerinin olduğu sanırım çok doğru...
Son zamanlarda geceleri rüyamda seni görüyorum kuzucum...Doğmussun benim kucağıma vermişler seni...Nasılda güzelsin...Bakmaya doyamıyorum...Kucağımdan kimseler almasın istiyorum...
Gerçekte varolmayan birşeyi rüyalarımda bile nasıl bu kadar sevebildiğime kendim de inanamıyorum...ama eğer bir gün gerçekten benim olursan seni ne kadar çok seveceğimi adım gibi biliyorum...
Hadi bakalım miniğim...Müstakbel babacığınla ben şimdilerde sırf senin için çalışıyor,hayatımızı sana hazırlıyoruz...Sende yavaş yavaş hazırlan...
23 Kasım 2012 Cuma
4 yıl sonra elime değen ilk hamursun sen...
minik bir adam vesile oldu hamuru tekrar elime almama...
İki koli ekipanı dükkanı kapadığım gün kaldırmıştım evde gözümün göremeyeceği en ücra köşeye...İtiraf edeyim kırgındım çünkü...şansıma bahtıma talihime...yaşadığım büyük hayal kırıklığıydı hemde ilk defa...
Büyük umutlarla hayallerle açtığım cake make'e veda ediyordum ,gidip kendim bile boşaltamamıştım dükkanı o kadar kırgındım o kadar hırpalanmıştım...
O gün bıraktım hamura dokunmayı uzunca bir süre un bile görmek istemedi gözüm,sonra her zaman ki gibi unuttum kırgınlıklarımı... Zaten hiçbir zaman kinci olmayı başaramamıştım ki...
Ufak ufak evde kekler yapmaya başladım...Nasılda özlemiştim mutfağı saran şeker,tarçın kokusunu... Koskoca 4 yılın ardından dün ilk defa indirdim kolileri ,elime aldığım her ekipman içimi burktu...Özlemişim onları...
Mutafağa girdim...Tereyağı ,unu,pudra şekerini,nişastayı,yumurtayı,tarçını ve zencefili herbirini özlemle ekledim karıştırma kabına,eldiven giymedim çünkü ellerim hissetsin istedim hamurun içimi ısıtan yumuşaklığını...
Yoğurdum mis gibi tarçın kokunu içime çeke çeke...Burnumun direği sızlaya sızlaya...
Hamuru açtım,sevimli kalıplarımla kestim yağlı kağıt üzerine serdim,fırına verdim...Evin içi kokuyor...Cake Make...
Kurabiyeler soğudu...Şeker hamurunu aldım elime...O sert hamurun elimin ısısıyla yumuşamasını hatırladım...Kürdanın ucuyla boyayı ekledim boyanın beyazın içine karışmasını izledim...Mutfakta yaşadığım her anın tadını çıkardım...Çok eskilerden bir dosta kavuşmanın verdiği heyecanla sarıldım...
Sevgilim hep yanımda,hep tam destek sağolsun...
2 gece boyunca sabaha karşı 3,5 lara kadar kurabiye yaptık onunla,oturdu yanıma yamacıma aldı o da eline hamuru yoğurdu,boyadı açtı kesti yapıştırdı...
Benimle birlikte benim kadar emek harcadı...Bundan sonra arada böyle kurabiye pasta falan yapmaya karar verdik sevgiliyle...
Belki sipariş falan alır,evden ticarete dökeriz tekrardan kim bilir?
21 Kasım 2012 Çarşamba
nice 21 kasımlara...
2009 yılının kasım ayı başları...öylesine durgun miskin olduğum alışılagelmiş sonbahar hali ruhiyeSİ içindeydim...
hazirandan beri sürekli buluşma teklifleri eden bir delikanlı dışında konuştuğum görüştüğüm erkek yoktu... zira aşk acısı çekmekteydim...
her akşam salya sümük ağlayıp,en acıklı şarkıları dinleyip yalnızca yeşil elma yiyip en az 3 bira içmekteydim...
sonra bir gün, bu buluşma çabasındaki genç ikna ediverdi beni, sırf başımdan atma niyetiyle bir defa buluşayım bari dedirtti...
mis gibi güneşli bir kasım gününün akşamı seller götürmüştü İstanbul'u ,...21.11.2009...hiç unutmam o sel eşliğinde ilk kez buluştuğum gençle, alışık olduğum mekanlardan birinde her akşam evimde yaptığım gibi bira içmekteydim karşılıklı...
mekanın bahçesinde, tepemizde bir şemsiye, yanımızda yanan bir dış mekan sobası ,etrafımızda bir tek masa bile yok, herkes kaçışmış içeriye...
şemsiyenin sağından solundan şarıl şarıl sular akmakta, bense, bir kahve içer başımdan savarım dediğim gençle karşılıklı bira içip, muhabbetin dibine vurup, tavla atmaktaydım...
işte o gün ilk buluşmamızdı biricik kocacığımla...
iki kaynaşık gezenti bulmuş birbirini, bir kahveyle bırakırlar mı muhabbeti...o akşam diğer akşamları kovaladı,önce hoşlandık sonra sevdik sonra kocaman aşık olduk...3 ay sonra evlenmeye karar vermiştik bile...
o gün bugündür birlikteyiz her gün mutlaka...evlenmeden önce de evlendikten sonra da...biz bakkala bile birlikte giden bir çiftiz öylesine yapışık yılışık...ama seviyoruz hep dipdibe olmayı...nefeslerimizi yakınımızda hissetmeyi...
her sabah bu adamla evlendiğime şükrediyorum ben...her sabah aynı mutlulukla uyanıyorum...her iş gününün arkasından koşa koşa evime gidip ona kavuşmayı bekliyorum...
onunlayken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum...
onunlayken gittiğim yerden asla sıkılmıyorum...
onunlayken hep çok gülüp çok eğleniyorum...
canım sevgilim sen bu blogdan bihaber olsan da sana burdan milyonlarca kez teşekkür ediyorum
beni dünyanın en huzurlu insanı yaptığın için,
her sıkıntımda her zorlandığımda nerede olursan ol ilk sen koşup yanıma geldiğin için,
iyi günümde kötü günümde hep ellerimi sımsıkı tuttuğun için,
her akşam sofrayı hazırlayıp salatamızı yaptığın için,
rica etmeme bile gerek kalmadan kalkıp evi silip süpürebildiğin için,
hiç üşenmeden uykumu getirmek için bileğimi bazen saatlerce kaşıdığın için,
yaptığım her yemeği yediğin en güzel yemekmiş gibi karşıladığın için,
bütün şımarıklıklarıma katlanıp benimle şımarabildiğin için,
en pejmurde halimleyken bile bana kendimi dünya güzeli gibi hissettirdiğin için,
hiçbirşeyden gocunmadan yorulmadan kızmadan kırmadan yormadan sarıp sarmaladığın için...
iyi ki varsın sevgilim...
nice nice 21 kasımlara...
20 Kasım 2012 Salı
...
Zaman zaman diye başlayan cümleler eşliğinde tanışmıştık seninle...İki tereddüt yürek...Korkularımız,kaygılarımız önümüzde...büyük engel...
elele tutuşmalar adeta hayata rest...
Bembeyaz bir sayfa açılacak ya önümüze,inandığımız besbelli...
eninde sonunda veda edecek olsa da ellerimiz,şimdilik yüreğimiz birbirine denk...
elele tutuşmalar adeta hayata rest...
Bembeyaz bir sayfa açılacak ya önümüze,inandığımız besbelli...
eninde sonunda veda edecek olsa da ellerimiz,şimdilik yüreğimiz birbirine denk...
19 Kasım 2012 Pazartesi
Durum Bildirimi...
Evveeet sevgili blog...
Yukarıdaki fotoğrafda gördüğün üzere 23.09.2012 tarihinde dilediğim gibi güneşli ve sıcacık bir sonbahar günü evlendik sevdiğimle...
Herşey hayal ettiğimden bile güzel oldu...Çok eğlendim çok keyif aldım...ayağımdaki yüksek topuklu ayakkabıya bile aldırış etmeden saatlerce gelinliğimle salındım dans ettim oynadım zıpladım...
Ertesi gün elbette ayaklarımın üzerine basamıyordum ama olsun...
Sonrasında gelenek olduğu üzere balayına gittik...Harika bir tatil geçirdik sevgiliyle...Kah romantik yemekler sohbetler ettik,kah çocuklar gibi havuz kaydıraklarında kayıp,ateri salonlarında vakit geçirdik...
Onca stresin ve yorgunluğun üzerine sıcacık güneşin altında sere serpe yatıp,sessizliği dinleyip kitap okuduğum saatlerin tadı bambaşkaydı ne yalan söyleyeyim...O huzuru anlatmanın imkanı yok...
Balayı bittikten sonra döndük evimize...Ve işte bir de bakmışım ki neredeyse 2 ay oluvermiş evleneli...
Durum bildirimi yapmak gerekirse...bu işi sandığımdan daha iyi kıvırıyoruz diyebilirim...Şimdiye kadar herhangi bir anlaşmazlık ya da tartışma yaşamadan geçinip gittik sevgiliyle...Gerçi misafir ağırlamaktan kavga edecek zaman bulamıyoruz o ayrı...
Evlilik nasıl gidiyor diye soruyor herkes...
Düşünüyorum...
Biz çalışan kadınların evlilikten anladığı pek de bir şey yok bence...Eski hayatımdan çok da farklı bir hayat yaşamıyorum şu an da...Sabahları kalkıp alelacele hazırlanıp kendimizi işlerimize atıyoruz...Akşama kadar evimi özleyerek geçirdiğim koca bir iş gününün arkasından saçlarımı diken diken eden bir trafik macerasından sonra evime ulaşıyorum...Ben yemek yapmaya koyuluyorum,sevgili sofrayı hazırlıyor,sohbet ederek yemeğimizi yiyoruz sonrasında masa topla bulaşıkları makineye yerleştir,mutfağı toparla derken kendimizi yine TV'nin başında buluyoruz...ama alışılagelmişin dışında biz dizi izlemiyoruz...
Evlendiğimizden beri yaptığımız en güzel şey bu sezon hiçbir dizi izlemiyor olmamız...Geçtiğimiz yıllarda bütünb ir hafta içimizi dizilere ayırdığımı fark ettikten sonra bu sezon dizi izlememeye karar verdik...İyi ki de vermişiz bu kararı...Hafta içi her akşam 1 dvd film izliyoruz mutlaka...
Film arkasından beyim futbol yorum porgramlarını ya da yarışma proglarını izliyor bende o esnada ikimize en güzelinden birer kahve yapıp elime kitabımı alıyorum,kah başım onun omzunda kah dizince yatıp yuvarlanıp kitap okuyorum...
Yani sonunda her akşam 1 film ve 50 sayfa kitap rutinime kavuşabildim...
İşte böyle gidiyor evlilik herkesin evliliğinden hiçbir farkı olmadan...Mutluyuz huzurluyoruz vesselam...
17 Eylül 2012 Pazartesi
Evliliğe 5 gün...
Ta taaaaamm...
Kaldı 5 gün...
Heyecan,stres,sıkıntı doruk noktasında...Mobilyacılarla başımız belada...
Hayatımızın en güzel günlerini stres içerisinde geçirmemize sebep olan nam-ı diğer Ali'yi öldürmeme az kaldı...Siz siz olun mobilyacılara mobilya gelmeden tek kuruş ödeme yapmayın bence...
Neyse bu sıkıntıların dışında...
Gelinliğim hazır; Akay gelinlikten hayalimdeki gelinliği aldım...Mutluyum...4,5 mt duvağımla kendi çapımda kraliyet gelini oldum o ayrı :)
Sevgilinin damatlığı Damat 'dan ...
Sonunda aile içindeki düğün krizi atlatıldı ve 130 kişilik en yakınlarla yapılacak kutlamada anlaşma sağlandı...Pek pek mutluyum... Bizbize 130 kişinin 65'inin gençlerden oluştuğu süper bir eğlence olacak hissediyorum...
Tahmin edersiniz ki kına gecesi yapmıyorum... Kınadan nefret ediyorum çünkü...20 kişilik bir kız grubuyla bekarlığa veda gecesi yapıyorum...Canlarım organize etti ve biliyorum ki çok güzel bir gece olacak...
Kuaförümü hala ayarlamadım :))en kötü kendim saçımı toplar kendim makyajımı yaparım...Sıkıntı yok...
Fotoğraf çekimi için dış mekan kullanılacak,fotoğrafçıyla anlaştık... Bir tek fotoğraflarda kullanacağımız süsler balonlar falanlar filanlar kaldı...
Perşembe günü bu yazın başından beri sabırsızlıkla beklediğim senelik iznime çıkıyorum...20 eylül den 8 ekime kadar yatıştayım...Hayat bana güzel...
Sevgilimle evi yerleştirirken,dolap silerken,avizeleri monte ederken, perdeleri monte ederken,akla gelebilecek her fırsatta çocuklar gibi kucaklaşıp,zıplıyoruz sevinçten...Allah mutluluğumuzu bozmasın...
Evimiz çok güzel oldu sevgili blog...Sabırsızlık had safhada...bir önce evlenip evimize kavuşmak istiyorum...Her akşam sevdiklerimizi ağırlamak,şarap geceleri,rakı balık akşamları,dvd,ps partileri yapmak istiyorum...
Bu defa hayal ettiğimden bile güzel bir evliliğimin olmasını istiyorum...Her sabah onunla uyandığım için şükretmek istiyorum...tüm sevdiklerimle çok güzel günler paylaşmak istiyorum...
2006 yılından beri çektiğim her sıkıntıyı bana unutturacak bir hayat istiyorum...Ve bu defa hepsini hakettiğimi düşünüyorum...
Kaldı 5 gün...
Heyecan,stres,sıkıntı doruk noktasında...Mobilyacılarla başımız belada...
Hayatımızın en güzel günlerini stres içerisinde geçirmemize sebep olan nam-ı diğer Ali'yi öldürmeme az kaldı...Siz siz olun mobilyacılara mobilya gelmeden tek kuruş ödeme yapmayın bence...
Neyse bu sıkıntıların dışında...
Gelinliğim hazır; Akay gelinlikten hayalimdeki gelinliği aldım...Mutluyum...4,5 mt duvağımla kendi çapımda kraliyet gelini oldum o ayrı :)
Sevgilinin damatlığı Damat 'dan ...
Tahmin edersiniz ki kına gecesi yapmıyorum... Kınadan nefret ediyorum çünkü...20 kişilik bir kız grubuyla bekarlığa veda gecesi yapıyorum...Canlarım organize etti ve biliyorum ki çok güzel bir gece olacak...
Kuaförümü hala ayarlamadım :))en kötü kendim saçımı toplar kendim makyajımı yaparım...Sıkıntı yok...
Fotoğraf çekimi için dış mekan kullanılacak,fotoğrafçıyla anlaştık... Bir tek fotoğraflarda kullanacağımız süsler balonlar falanlar filanlar kaldı...
Perşembe günü bu yazın başından beri sabırsızlıkla beklediğim senelik iznime çıkıyorum...20 eylül den 8 ekime kadar yatıştayım...Hayat bana güzel...
Sevgilimle evi yerleştirirken,dolap silerken,avizeleri monte ederken, perdeleri monte ederken,akla gelebilecek her fırsatta çocuklar gibi kucaklaşıp,zıplıyoruz sevinçten...Allah mutluluğumuzu bozmasın...
Evimiz çok güzel oldu sevgili blog...Sabırsızlık had safhada...bir önce evlenip evimize kavuşmak istiyorum...Her akşam sevdiklerimizi ağırlamak,şarap geceleri,rakı balık akşamları,dvd,ps partileri yapmak istiyorum...
Bu defa hayal ettiğimden bile güzel bir evliliğimin olmasını istiyorum...Her sabah onunla uyandığım için şükretmek istiyorum...tüm sevdiklerimle çok güzel günler paylaşmak istiyorum...
2006 yılından beri çektiğim her sıkıntıyı bana unutturacak bir hayat istiyorum...Ve bu defa hepsini hakettiğimi düşünüyorum...
11 Temmuz 2012 Çarşamba
Evleniyoruz....Mutluyuz.....
Sevgili Blog;
Uzun zaman oldu sana uğramayalı dertleşmeyeli,sevinç mutluluk heyecan paylaşmayalı...Yoğundum elbet...Nefes nefese bir koşturmaca...Güzel heyecanlar...Bazen gereğinden fazla...Süreç sebebiyle yaşanan anlamsız gerginlikler, babacığımın hastalığı...Geçirdiği korkunç atak derken ben buralara uğrayamaz oldum işte böyle...
Genel olarak hayat güzel gidiyor,merak edenlere....Nikah tarihimizi aldık 23.09.2012...Hep yaz gelini olmak isterken,kaderde güz gelini olmak varmış... Kısmet...Ne yalan söyleyeyim gün almaya gittiğimiz gün ,bulabildiğimiz tarih nedeniyle ağlamaklı çıkmıştım nikah dairesinden...Ama şimdi gittikçe ısınmaya başladım 23 eylül'e... Dilerim şöyle bol güneşli ve sıcacık bir gün olur...Huzurla,mutlulukla her anın tadını çıkara çıkara EVET deriz sevdiğimle...
Evimiz için hazırlıklarımız tamamlandı neredeyse...Mobilyalarımızın bir kısmını hazır aldık,bir kısmını yaptırıyoruz...Ev tamamen benim zevkime göre döşeniyor diyebilirim...Sevgiliyle beğenilerimiz yakın olduğundan , o da memnun hayatından... Tabaklar çanaklar tencereler tavalar derken asıl işin mutfak gereçleri olduğunu hatırladım bir kez daha...Geriye kalanlar halılar ve perdeler...Bir de en keyifli kısmı evimizi süsleyecek aksesuarlar....
Gelinlik bakmaya gitmedim hala...Fazlalık gördüğüm bir kaç kilom var,onları da verirsem gidebilirim sonunda...21 temmuz 'da Vakko Wedding'den randevum var...Gidip altını üstüne getirmeyi,hemen hemen bütün gelinlikleri denemeyi düşünüyorum...Aslında gelinlik modelim belli sayılır...Vera Wang 'in bir modeli ve bir de Elie Saab'ın bir modeli...Görür görmez vuruldum iki gelinliğe de...Eğer üzerimde hayal ettiğim gibi dururlarsa,gelinlik işi de bitti sayılır...
Nikah şekeri ve davetiye kısmı...Düğün yemeğinin yapılacağı mekan netleştikten sonra...Düğün yemeği ile ilgili bir kaos var şu anda...Ben çok kalabalık bir davet istemezken...Sadece 1. derece akrabalarım ve en yakın arkadaşlarımla olmak isterken,aileler elbette bizim arkadaşlarımız ne olacak telaşında şimdiden... Eminim hemen hemen her gelin ve damatın yaşadığı en büyük kaosdur bu...Annemin arkadaşı bilmemkimler ne olacak kaosu....Hele iki tarafta ticaretle uğraşınca herkesi çağıralım desek bulacak 1000 kişiyi...Bütün düğünümü insanları öperek geçirmek istemiyorum...Orası net...Şu an aile içinde ki bu tartışmayı da aşabilirsek...Başka bir sıkıntımız kalmayacak evlilik hazırlıklarıyla ilgili...
Şimdilik durum budur...Özet geçmek gerekirse... Evleniyoruz....Mutluyuz..... :))
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





