6 Nisan 2011 Çarşamba

büyürken...vol.1

İnsan büyüdükçe kendine korunma mekanizması geliştirmekte, yaşadığı zorluklar sıkıntılar karşısında...
Bende artık yavaş yavaş büyüdüğümü farkediyorum...
Özellikle başa çıkmaya çalıştığım sıkıntılar doğrultusunda...
Ben çocukluğumdan beri hiçbirşey için uzun süre üzülebilinen biri olmadım...
Yas tutmak karakter özelliklerim arasında olmadı hiç...
Enteresan bir şekilde üzüntüleri hızlıca görmezden gelme yetisi geliştirdirm kendime...
Olmadığını varsaymak, kabullenmemek gibi bir durum oluştu...
Konuyla ya da olayla ilgili hiçbir şey düşünmemekle başlıyor bu süreç...
İlgim başbaşka konulara kişilere kayıyor o dönemde...
Yaşadığım durum ya da beni üzen kişi aniden hayatımın dışında kalıveriyor...

Bu reddediş bir çok dönem işe yarasa da bazı sıkıntılara elbette merhem olamıyor...
Hep bahsettiğim babamın hastalığı gibi...
O dönemde de inkar ediş,kabullenmeme süreci yaşandı elbette...
Bu nedenden ötürü bir yıl kadar hiç gözyaşı dökmedim...
Ama işte bazı dertler ve sıkıntılar vardır ki onlar görmezden gelsenizde aslında hep ordadır, ve giderek büyüyerek kendini size gösterebilme çabasındadır...
Onları hayatımın merkezi yapmaktansa, bağışıklığımın zayıfladığı anlarda karşıma alıp mücadele etmek daha kabullenilir görünüyor gözüme...
Ve hayat benim hayatım...
Sıkıntı benim sıkıntım ,ise bu tercihi yapmak ve bu doğrultuda yaşamakta en büyük hakkım olmalı...

Ama işte...

Türkiye'de yaşamak bazen gerçekten zor olabiliyor insan için...

Çünkü bu ülke topraklarında büyüyüp,yetişen insanlar başkalarının hayatı hakkında pervasızca yorum yapabilme hakkını sahip görüyorlar kendilerinde...
Hemde kendi yaşadıkları hayatlara aldırış etmeden...
Sanki herkes pirüpak bir hayat yaşarmışcasına başkalarının hayatına ağız burun kıvırarak tenkitler yağdırabilme hakkını görüyor kendinde...
Babamın hastalığı sürecinde yalnızca bir defa geçmiş olsun dileklerinde bulunan insanlar bizlerin facebookdaki resimleri hakkında ileri geri bir sürü laf etmişlerdi...
Babaları hasta,çocukları ellerinde biralarla resimler çektiriyor diye...
Babamın hastalığı sürecinde hayatıma giren sevgilimle ilgili olarak, babası hasta kızı nelerin peşinde gibi bir sürü ağıza alınmayacak mantığa sığmayacak laflar sözler işittik...
Ve bu lafları eden insanların hayatlarına baktığınızda da karısını defalarca aldatmış, çocuklarına o süreçte bir kuruş para vermemiş, kendi anasına babasına bir hayrı dokunmamış,yıllarca onlardan geçinmiş insanlar...

Türkiye'de kadınlar için boşanma süreci de işte bunun için böylesine çetrefil halini alıyor...İstediğin kadar aykırı yaklaşmışda olsan topluma...Seni mutlaka bir süre, taa ki canına tak edinceye kadar, yaşadığın o işkenceye dönüşmüş evliliği devam ettirmeye zorluyor ... Kendini düşünmesende başedebileceğine emin de olsan...Ailen,büyüklerin sevdiklerin geçiyor gözünün önünden...Her cesaretini topladığında toplum elele tutuşup seni sarıp sarmalıyor...

Beş yıldır yaşadığım ardı arkası kesilmez sıkıntılar sonucu...

Daha fazla düşünür oldum sanırım...
Eskiden üzerinde kafa yormadığım kişiliğimle,kendimle çevremle ve bu toplumla ilgili yaşanmışlıkları...
İnsanoğlu hergeçen gün daha yakından tanıyor kendini ve çevresini...

Yapabileceklerini ve yapamayacaklarını...
Yapacaklarını ve asla yapmaması gerekenlerin ayrımına varabilir oluyor...
Kazandığı her bir deneyim ve kaybettiği her bir hayat dersi...
Sonunda karakter özelliklerini oluşturuyor...

İnsan değiştiğini en iyi kendi kendine konuşurken anlıyor...

1 yorum:

khpkdr dedi ki...

baban adına üzüldüm.

doğru söylüyorsun türkiyede yaşıyoruz.

İnsanlar her zaman konuşur arkamızdan
hamurunda var şerefsizlik hangi ülkede bu kadar siyaset eğilimi var konuşacak paylaşacak birşeyimiz olmayan bir millet olmaya başladık ki başkalarının hakkında yorum yapabiliyoruz.

Biz biz olalım aldırmayalım alışırlar zamanla sende üzülme,üzülmüyorsanda aldırma bile seni sevenleri hakkında iyi konuşanları düşün eminim bu seni mutlu eder. ;)

khpkdr