Babam ölmeden 2 gün önce yazılıp, taslaklara kaydedilmiş bir kayıt...
29.03.2013
Hayatımda ilk defa yazamıyorum...
Konuşmak istediğim,anlatmak istediğim onca şey varken,kafamı bir türlü toplayıp yazamıyorum...
Düşüncelerim boğazımda düğümleniyor,dillendirmeye çalışmak namümkün görünüyor....
Korkularım,kaygılarım had safhada...
Çocukluğu huzurlu geçmiş bir insan için şu an yaşadıklarım oldukça fazla...
Bugüne kadar hiç bir şeyi kaybetmekten korkmamıştım...Kaybettiğim hiç bir şeyin yasını tutmamıştım...
Yitirdiğim her şeyin yerine mutlaka bir şeyler koymayı başarmış,yoluma kaldığım yerden neşeyle devam edebilmiştim...
Güçlü olduğumu sanırdım...
Zayıf insanlara acırdım...Her insanın zayıflıklarını izler,onların zayıflıklarından ben nefret eder,yeri geldiğinde en zayıf yanlarından saldırırdım...
hiç bir zayıf noktam yok sanırdım...
Bencildim...
Tektim...
Tek tabancaydım...Öyle yaşayabilirim sanırdım...
Bugün aynaya bakıyorum...dimdik duran bacaklarım titriyor...
güçlü olan ben değilmişim oysa ki...Sandığımın aksine dimdik duran da ben değilmişim...
Ben aslında çok güçlü bir babanın, zavallı çelimsiz kızıymışım...
Ben aslında dimdik durmuyor,dimdik duran bir adama yaslanıyormuşum...
Şimdi o sarsıldıkça,ben sarsılıyorum...
28 Ocak 2014 Salı
babam
Bu sabah rüyama geldin babam...
Nasıl öptüm,öptüm,kokladım seni...
Nasıl özlemişim...uyanmak istemedim...
Seni bırakmak istemedim...
Hem annemle kardeşimde vardı rüyamda...
Hani deselerdi ki...Bü rüyada kal...Bırak Dünya'yı...
Bırakırdım...
Sonsuza kadar seninle o rüyada kalmaya razıydım...
Babam bu boşluk nasıl dolacak...İçimde kocaman bir boşluk...Hiç bir şey dolduramıyor..Hiç bir şey avutamıyor...
Keşke bizi bu kadar sevmeseymişsin,keşke bu kadar sevdirmeseymişsin...
Bu kadar 'olmazsa olmazımız' olmasaymışsın...
Aldığım her nefes haram gibi...
Yediğim yemekler...
Gittiğim yerler...
Hani bi yerlerde bir şey unutursun,ya da yapman gereken bir şeyi yapmazsında içinde bir huzursuzluk olur ya...İşte öyle bir huzursuzluk hali...
Nasıl öptüm,öptüm,kokladım seni...
Nasıl özlemişim...uyanmak istemedim...
Seni bırakmak istemedim...
Hem annemle kardeşimde vardı rüyamda...
Hani deselerdi ki...Bü rüyada kal...Bırak Dünya'yı...
Bırakırdım...
Sonsuza kadar seninle o rüyada kalmaya razıydım...
Babam bu boşluk nasıl dolacak...İçimde kocaman bir boşluk...Hiç bir şey dolduramıyor..Hiç bir şey avutamıyor...
Keşke bizi bu kadar sevmeseymişsin,keşke bu kadar sevdirmeseymişsin...
Bu kadar 'olmazsa olmazımız' olmasaymışsın...
Aldığım her nefes haram gibi...
Yediğim yemekler...
Gittiğim yerler...
Hani bi yerlerde bir şey unutursun,ya da yapman gereken bir şeyi yapmazsında içinde bir huzursuzluk olur ya...İşte öyle bir huzursuzluk hali...
babam
Babacım...
Zaman geçiyor...
Hafifledi mi acın dersen...
Yok biraz olsun hafiflemiyor...
Özlemin arttıkça daha da dayanılmaz oluyor...
Pijamana sarılıp yatıyorum sen gittiğinden beri...
Hani ilk girdiğin yoğum bakımda parçalayarak kestikleri var ya...
İşte ona...
Gözümün önünde hep hastanedeki hallerin...
Hep o mücadelen...
Hep hayata tutunma isteğin...
Onları hatırladıkça büyüyor içimdeki kızgınlık...
Haksızlık diyorum...
O kahpe hastalığın seni yenmesini sindiremiyorum...
Annemle senin belki minicik de olsa bizim...ailemizin bu mücadelesine,onca duaya,onca emeğe,onca direnmeye...
Çektiğin tüm acılara rağmen hiç gitmeyen gülümsemene...
En karamsar günlerinde bile bize verdiğin morale...
O hep dimdik olan duruşuna...
Hastalığınla dalga geçebilmene...
Hastayken bile bizim için ağlayabilmene...
Hep bizimle eşinle evlatlarınla olma isteğine...
Kusacağını bile bile sırf iyi gelecek diye yiyebildiğin kadar yediğin her lokmaya...
Her gün başka bir yan etkisini çektiğin halde hiç itiraz etmeden aldığın her bir ilaca...
inancımıza
umutlarıma...
Zaman geçiyor...
Hafifledi mi acın dersen...
Yok biraz olsun hafiflemiyor...
Özlemin arttıkça daha da dayanılmaz oluyor...
Pijamana sarılıp yatıyorum sen gittiğinden beri...
Hani ilk girdiğin yoğum bakımda parçalayarak kestikleri var ya...
İşte ona...
Gözümün önünde hep hastanedeki hallerin...
Hep o mücadelen...
Hep hayata tutunma isteğin...
Onları hatırladıkça büyüyor içimdeki kızgınlık...
Haksızlık diyorum...
O kahpe hastalığın seni yenmesini sindiremiyorum...
Annemle senin belki minicik de olsa bizim...ailemizin bu mücadelesine,onca duaya,onca emeğe,onca direnmeye...
Çektiğin tüm acılara rağmen hiç gitmeyen gülümsemene...
En karamsar günlerinde bile bize verdiğin morale...
O hep dimdik olan duruşuna...
Hastalığınla dalga geçebilmene...
Hastayken bile bizim için ağlayabilmene...
Hep bizimle eşinle evlatlarınla olma isteğine...
Kusacağını bile bile sırf iyi gelecek diye yiyebildiğin kadar yediğin her lokmaya...
Her gün başka bir yan etkisini çektiğin halde hiç itiraz etmeden aldığın her bir ilaca...
inancımıza
umutlarıma...
babam...
Çok özledim...
Seni düşünmediğim bir tek anım bile yok...
Yediğim her lokma hala haram...
gözümün önünde hep hastane yatağındaki halin...
Elimizden hiçbirşey gelmeyişi...
Önümüzde adım adım erimen...
Haksızlık bu...
İsyan ediyorum evet!
Çok özlüyorum çünkü...
Çok erken...
Yazın iyi olacaksın demiştim sana...
Söz vermiştim...
Sana verip tutamadığım sözlerin yanına sakladım onuda...
İyi olacaktın...
Yazlığa gidecektin...
Havuz başında sen arkdaşlarınla tavla oynayacaktın...
biz hepimiz gözümüzün ucuyla seni takip edecektik yine...
Güneş geliyor mu sana diye...
suyunu içiyor musun diye...
Yoruldun mu diye...
Atışacaktın milletle...
İddialara girecektin...
Güldürecektin bizi hasta halini unutup...
içimde bıraktığın boşluk öylesine büyük ki...
hiçbirşeyle dolduramıyorum yerini...
Seni düşünmediğim bir tek anım bile yok...
Yediğim her lokma hala haram...
gözümün önünde hep hastane yatağındaki halin...
Elimizden hiçbirşey gelmeyişi...
Önümüzde adım adım erimen...
Haksızlık bu...
İsyan ediyorum evet!
Çok özlüyorum çünkü...
Çok erken...
Yazın iyi olacaksın demiştim sana...
Söz vermiştim...
Sana verip tutamadığım sözlerin yanına sakladım onuda...
İyi olacaktın...
Yazlığa gidecektin...
Havuz başında sen arkdaşlarınla tavla oynayacaktın...
biz hepimiz gözümüzün ucuyla seni takip edecektik yine...
Güneş geliyor mu sana diye...
suyunu içiyor musun diye...
Yoruldun mu diye...
Atışacaktın milletle...
İddialara girecektin...
Güldürecektin bizi hasta halini unutup...
içimde bıraktığın boşluk öylesine büyük ki...
hiçbirşeyle dolduramıyorum yerini...
12 Eylül 2013 Perşembe
babam...
Yazmaya başlayıp, gözyaşlarım nedeniyle yarım kalan 100. gönderi bu...
bunu tamamlayabilir miyim bilmiyorum. O gücü kendimde bulabilir miyim?
Sen gideli 5 ay 14 gün oldu babam...
İçimde ki özlem ve boşluk hissi her geçen gün artıyor...
Zaman, ilaçtır dediler ama benim zehirim oldu...
Artık dayanamıyorum...
Olmadığına seni bir daha göremeyeceğime hala inanamıyorum...
Kabullenemiyorum...
Yazlığa her gidişimde seni görme ümidimi...
Annemlere her gidişimde koltukta oturduğunu görme ümidimi...
Hiç kaybetmiyorum...
Acım, özlemim, kırgınlığım, kızgınlığım her gün daha da büyüyor...
Bazen hiç kimseye tahammül edemiyorum...
Bütün bir gün boyunca ağzımı açıp konuşmak bile istemiyorum, bazen içim katılana kadar ağlıyorum bazen ağlamak istemiyorum...
Hala pijamana sarılıp yatıyorum, sen kokmuyorsun ama sanki sen oluyorsun...
Arada bir rüyama geliyorsun, seni öpmediğim rüyalar için kendimden nefret ediyorum...Oradaydı neden öpmedin onu diye...
Sana çok ihtiyacım var...
Sanma ki bir sıkıntım ,eksiğim var,
Herşeyim tastamam bir sen yoksun...
Yalnızca varlığına ihtiyacım var... kokuna, sesine, kahkahana, bana sarılmana, sohbetine, tartışmalarımıza, çocukluğunu anlatırken gözlerinde gördüğüm o çocuğa, mücadeleni anlatırken gözlerinde gördüğüm o kahramana, babanı anlatırken gözlerinde gördüğüm o kırılganlığa...
Sana ihtiyacım var.
İhtiyacımız var...
ahh be babam bu özlemle nasıl yaşanır ki...
bu acı nasıl taşınır
canım böylesine yandığında hep sana koştum ben...
acıtanı hep sana şikayet ettim
hep sana sığındım...
şimdi acım sensin...
ve sen yoksun!
bunu tamamlayabilir miyim bilmiyorum. O gücü kendimde bulabilir miyim?
Sen gideli 5 ay 14 gün oldu babam...
İçimde ki özlem ve boşluk hissi her geçen gün artıyor...
Zaman, ilaçtır dediler ama benim zehirim oldu...
Artık dayanamıyorum...
Olmadığına seni bir daha göremeyeceğime hala inanamıyorum...
Kabullenemiyorum...
Yazlığa her gidişimde seni görme ümidimi...
Annemlere her gidişimde koltukta oturduğunu görme ümidimi...
Hiç kaybetmiyorum...
Acım, özlemim, kırgınlığım, kızgınlığım her gün daha da büyüyor...
Bazen hiç kimseye tahammül edemiyorum...
Bütün bir gün boyunca ağzımı açıp konuşmak bile istemiyorum, bazen içim katılana kadar ağlıyorum bazen ağlamak istemiyorum...
Hala pijamana sarılıp yatıyorum, sen kokmuyorsun ama sanki sen oluyorsun...
Arada bir rüyama geliyorsun, seni öpmediğim rüyalar için kendimden nefret ediyorum...Oradaydı neden öpmedin onu diye...
Sana çok ihtiyacım var...
Sanma ki bir sıkıntım ,eksiğim var,
Herşeyim tastamam bir sen yoksun...
Yalnızca varlığına ihtiyacım var... kokuna, sesine, kahkahana, bana sarılmana, sohbetine, tartışmalarımıza, çocukluğunu anlatırken gözlerinde gördüğüm o çocuğa, mücadeleni anlatırken gözlerinde gördüğüm o kahramana, babanı anlatırken gözlerinde gördüğüm o kırılganlığa...
Sana ihtiyacım var.
İhtiyacımız var...
ahh be babam bu özlemle nasıl yaşanır ki...
bu acı nasıl taşınır
canım böylesine yandığında hep sana koştum ben...
acıtanı hep sana şikayet ettim
hep sana sığındım...
şimdi acım sensin...
ve sen yoksun!
6 Mayıs 2013 Pazartesi
Günaydın Babişkom...
Evet hala uykucuyum...
Hala her sabah işe geç kalıyorum...
Senin tabirinle 'geceleri yatmak bilmeyip,sabahları kalkmak bilmiyorum'...
Senin öğle yemeği saatinde ben hala kahvaltımı yapıyorum...
evet hala senin tam da aksine ben düzenli hayatı sevmiyorum...
Hala arabamı deli gibi kullanıyorum,hele bu aralar kafamda bozuk...
Ayağımı gazdan çekmiyorum...
Hala müziğin sesini sonuna kadar açıp,öyle dinliyorum...
Hala sevmediklerime deli gibi surat asıyorum...
Hala çikolatanın içine düşüyorum...
Annemin dolabını karıştırıp,onun en sevdiği bluzları izinsiz giyiyorum...
Ben değişmedim,hayat değişmedi...
Sen olmayınca da hayat devam ediyor işte...
ama kocaman bir eksikle...
Bugün kötüyüm gene...
Sabah gözümü senin özleminle açtım...
Herkese çatıyorum...
Önüme gelene sövüyorum...
Baya baya küfürbaz oldum sanki...Ve birazda acımasız...
Seninle konuşmaya ihtiyacım var, sesini duymaya ihtiyacım var...
Şöyle senin huzurlu göğsüne yaslanıp,nefeslenmeye ihtiyacım var...
Rüyama da gelmiyorsun kaç zamandır...
Her rüyama geldiğinde bir fırsatını bulup sımsıkı sarılıyorum sana...
Bari gel de orada sarılayım...
Annemin doğum gününü kutladık geçen pazar...
Yokluğunu hissettirmemek için çok çabaladık...
Olmadı tabi...
Olur mu?
Senin yerin doldurulur mu...
Karşı komşular senin yerine kapısında çiçekle uyandırdılar annemi...
Doğuş çok güzel bir kartla çiçek yolladı eve,senin hep yaptığın gibi...
Ben bütün sülaleyi toplayıp,polonezköy'de doğum günü organize ettim...
Oraya gitmeden ailecek yanına geldik...
Anneannem,teyzem,yengem,dayım,annem,ben,serkan...
Hala seni bir daha göremeyecek olmama inanamıyorum...
Sesini duyamayacak olmama...
Senin Fenerbahçe maçlarını izleyemeyecek olmana...
İzlediğimiz bütün dizileri eleştiremeyecek olmana...
Yazlıktaki her eğlence gecesinde eline mikrofonu alıp,dönülmez akşamın ufkundayız diye başlayamayacak olmana...
Bizi her pazar bıkmadan usanmadan gezdiremeyecek olmana...
Senin bu dünya'da olmadığına...
Nefes almadığına...
Çok özlüyorum babam...Çok...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
